Bursa’nın keşfedilmeyi bekleyen köyleri
Uzun zamandır yollara düşüyorum. Bursa’nın gizli kalan köyleri ise aklımı başımdan aldı. Şehrin kalabalığından sıkıldığında, arabayı dağ yollarına vurup bu köyleri tek tek gezdim. Bazıları o kadar saklı ki, haritada bile zor bulursun. Ama değiyor. Hem de nasıl.
İlk gittiğimde dikkatimi çeken şey, sessizlikleriydi. Kuş sesi, dere şırıltısı, uzaktan gelen davul sesi… Hepsi ayrı bir dünya. Bursa köyleri deyince aklınıza hemen Uludağ etekleri geliyor belki. Oysa işin aslı çok daha derin.
1. Cumalıkızık – UNESCO’nun gözdesi
Cumalıkızık’la başlayalım. Aslında en bilineni bu ama yine de gizemini koruyor. Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerini barındıran evler, daracık taş sokaklar… Sabah erkenden gidersen, köyün kendi ritmini yakalarsın. Kahvaltıda tandırda pişmiş ekmek, köy peyniri ve taze bal. Unutması zor.
Ben ilk defa yağmurlu bir günde gittim. Sokaklar ıslak taş kokuyordu. O koku hâlâ burnumda.
2. Gölyazı – Suyun içindeki hayat
Gölyazı bambaşka. Uluabat Gölü’nün ortasında adeta yüzen bir köy. Özellikle baharda leylekler geldiğinde görüntü muhteşem oluyor. Kuş sesleri arasında yürürken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsun. Balık lokantalarında taze tutulan sazan ve turna balığı yemeden dönme.
Burada bisiklet kiralayıp göl kıyısını dolaşmanı öneririm. Rüzgar yüzüne vururken huzuru iliklerine kadar hissedersin.
3. Trilye (Zeytinbağı) – Deniz kenarındaki sakinlik
Trilye’ye vardığımda ilk işim sahildeki eski Rum evlerini fotoğraflamak oldu. Şimdi restore edilmiş halde, butik otellere dönüşmüşler. Zeytin ağaçlarının arasında yürürken, zamanın durduğunu hissediyorsun. Özellikle gün batımında sahildeki banklardan birine otur, denizi izle. İnanılmaz.
4. Misi (Gümüştepe) – Yeşilin her tonu
Misi köyü, Nilüfer Çayı’nın kenarında adeta bir cennet köşesi. Eski adı Mesudiye’ydi. Şimdi ise sakin bir Bursa köyü. Burada özellikle sonbahar renkleri inanılmaz güzel. Çay kenarındaki eski değirmenler, ahşap köprüler… Fotoğraf makinanı unutma.
Köy kahvesinde yaşlı amcalarla sohbet etmek de cabası. Hikayeleri bitmek bilmiyor.
5. Sadağı – Huzurun adresi
Sadağı’na giden yol biraz virajlı. Ama vardığında her şeye değiyor. Dağın eteğinde, tertemiz havasıyla seni kucaklıyor. Burada organik tarım yapan birkaç aile var. Ürünlerini doğrudan alabiliyorsun. Özellikle ceviz ve kestanesi meşhur.
Bir ara yol kenarındaki küçük bir çeşmeden su içtim. O kadar tatlıydı ki, şişeye doldurup yanıma aldım.
6. Dereköy – Uludağ’ın kucağında
Dereköy, kışın kayak sonrası uğramak için ideal. Yazın ise serinliğiyle ünlü. Köy içinde eski Osmanlı evleri hâlâ ayakta. Bazılarını pansiyona çevirmişler. Akşamları mangal yakıp yıldızları izlemek başka türlü keyifli.
7. Karagöz – Adını oyundan alan köy
Karagöz köyü ismini Karagöz-Hacivat’tan alıyor. Gerçekten de köyde Karagöz oynatılan eski bir gelenek var. Özellikle yaz aylarında festivaller düzenleniyor. Köyün kendi küçük tiyatro sahnesi bile mevcut. Çok samimi bir ortam.
8. Alaçam – İpek yolunun izinde
Alaçam biraz daha içeride. Ama oraya varınca kendini bambaşka bir dünyada buluyorsun. Eski ipek yolu üzerinde olduğu için tarihi dokusu çok güçlü. Köyün girişindeki dev çınar ağacı altında oturup çay içmek adeta ritüel haline gelmiş.
9. Kirazlı – Kirazın ve huzurun köyü
Kirazlı son durağımız olsun. Adından da anlaşılacağı gibi kirazıyla ünlü. Haziran ayında gidersen dallardan kiraz toplayabilirsin. Köyün yukarısındaki manastır kalıntıları da görülmeye değer. Sessiz, sakin ve çok temiz bir hava.
Bursa köylerini gezerken dikkat etmen gerekenler
Bu köylerin çoğuna toplu taşıma pek uğramıyor. Kendi aracınla gitmeni tavsiye ederim. Özellikle Bursa köy rotası yaparken yanına mutlaka su ve atıştırmalık al. Bazı köylerde market bulmak zor.
Yolların çoğu dar ve virajlı. Acele etme. Manzaranın tadını çıkar. Köylülerle sohbet etmekten çekinme. Genelde çok misafirperverler. Ellerinde ne varsa ikram ediyorlar.
Kışın bazı yollar kapanabiliyor. Özellikle Dereköy ve çevresi. Gideceğin köyü araştırmadan çıkma. Yazın ise en güzel zamanı. Her yer yemyeşil, sular bol.
Ben bu rotayı iki günde tamamladım. İlk günü Cumalıkızık, Gölyazı ve Trilye’ye ayırdım. İkinci gün ise diğer köyleri. Ama aslında acele etmeden üç gün ideal olur.
Her köyün kendine has bir kokusu var. Kimisinde odun ateşi, kimisinde zeytinyağı, kimisinde ıslak toprak kokusu… Bu kokuları unutmak imkansız.
Eğer şehir hayatından bunaldıysan, Bursa’nın gizli köyleri seni bekliyor. Arabaya atla, rotanı çıkar ve yola düş. Gördüklerin sonrası asla aynı kişi olmayacaksın. Çünkü buralarda zaman başka akıyor.