Bursa Tarihi Çarşılarda 5 Günlük Gezi Programı - rotabursa.net.tc

Bursa Tarihi Çarşılarda 5 Günlük Gezi Programı

Bursa Tarihi Çarşılarda 5 Günlük Gezi Programı

Merhaba dostlar. Uzun zamandır Bursa’ya gitmeyi planlıyordum. Nihayet geçtiğimiz ay bavulumu alıp tam 5 gün boyunca Bursa tarihi çarşılar arasında kayboldum. Eğer siz de kalabalık ama ruhu olan, tarihi derinlikte ama bir o kadar da lezzetli bir gezi arıyorsanız, bu yazı tam size göre.

İlk gittiğimde dikkatimi çeken şey, çarşıların hâlâ yaşayan birer organizma gibi olmasıydı. Sadece turistler değil, yerli halk da hâlâ burada alışveriş yapıyor, çay içiyor, sohbet ediyor. O eski doku kaybolmamış. İşte bu yüzden Bursa tarihi çarşılarda geçirdiğim 5 günü sizlerle detaylıca paylaşmak istedim.

1. Gün: Kapalı Çarşı ve Hanlar Bölgesi’ne İlk Temas

Oteldeki ilk kahvemi içtikten sonra doğruca Kapalı Çarşı’ya indim. Sabahın erken saatleri olduğu için esnaf daha yeni kepenk açıyordu. O meşhur demir menteşe sesleri, taze simit kokusu… İnsanın içini açıyor.

Burada özellikle Kozahan’ı mutlaka görün. Avlusundaki devasa dut ağacı altında oturup Türk kahvesi içmek ayrı bir keyif. İlk günümü genelde yavaş tempoda geçirmeyi severim. Bu yüzden acele etmedim. Dükkanların içine girip çıktım, ipek kumaşlara dokundum, eski bakır tepsileri inceledim.

Akşamüstü İpek Han ve Geyve Han’a da uğradım. Her birinin kendine has bir enerjisi var. Tavsiyem şu: İlk gün fazla plan yapmayın. Kendinizi çarşıların akışına bırakın.

2. Gün: Tuzpazarı ve Bedesten’de Lezzet ve Tarih

İkinci günümü tamamen Tuzpazarı Çarşısı’na ayırdım. Burası Bursa tarihi çarşılar rotasının en lezzetli kısmı bence. Sabah kahvaltımı Kemalpaşa tatlısı ve iskender kokularının arasında yaptım. Yan masada iki amca tavla oynuyordu. Onların sohbetini dinlerken kendimi zaman tünelinde gibi hissettim.

Bedesten’in içindeki küçük antikacıları keşfetmek de cabası. Eski saatler, gramofonlar, el yazması kitaplar… Her köşede bir hikaye var. Eğer siz de antika seviyorsanız burayı atlamayın.

Öğleden sonra Aynalı Çeşme civarında dolaştım. Sokaklar o kadar dar ki, iki kişi yan yana zor yürüyor. Ama o darlık insanı daha da samimi hissettiriyor.

3. Gün: Cumalıkızık ve Yakın Çevre Keşfi

Üçüncü günü biraz şehir dışına çıkardım. Cumalıkızık köyüne gittim. Bursa tarihi çarşılardan sıkıldığınızı düşünüyorsanız (ki bence sıkılmazsınız), burası size iyi gelecek. Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan bu köyde evlerin önünde kurulan küçük tezgahlarda satılan doğal ürünler harika.

Köyden döndükten sonra tekrar çarşılara indim. Bu sefer Çarşamba Pazarı’nı gezdim. Burası daha çok yerel halkın alışveriş yaptığı bir yer. Fiyatlar da Kapalı Çarşı’ya göre daha uygun.

4. Gün: İpek Yolu ve Zanaatkarlar

Dördüncü günümü Bursa ipek kültürüne ayırdım. İpekçiler Çarşısı’nda hâlâ el dokuması ipek kumaş üreten birkaç atölye var. Ustalarla sohbet etme fırsatı buldum. Bir tanesi bana “Bu iş sabır işi evlat” demişti. O cümleyi unutamıyorum.

Ayrıca Bursa’nın meşhur kestane şekerini yapan atölyeleri de ziyaret ettim. Kokusu sokağa taşıyor, inanılmaz. Eve hediyelik götürmek isteyenler için burası biçilmiş kaftan.

Akşamüstü Ulucami’nin etrafındaki küçük dükkanlarda el yapımı tesbih ve kahve takımları baktım. Bazıları o kadar güzel işlenmiş ki, hayran kaldım.

5. Gün: Son Gün ve Vedalaşma

Son günümde tekrar favori yerlerimi ziyaret ettim. Bu sefer acele etmeden, her detayı sindirerek gezdim. Çarşıların sesini, satıcıların bağırışını, tavla seslerini, kuş cıvıltılarını bir kez daha içime çektim.

Eğer siz de Bursa tarihi çarşılarda 5 günlük gezi planlıyorsanız, birkaç tavsiyem var:

Çok fazla plan yapmayın. Çarşılar kendi ritmini size hissettirir.
Mutlaka rahat ayakkabı giyin, çünkü bol bol yürüyeceksiniz.
Esnafla sohbet edin. Çoğu zaman en güzel hikayeleri onlardan dinlersiniz.
Ve tabii ki cebinizde biraz nakit bulundurun. Bazı küçük dükkanlarda kart geçmiyor.

Bursa’ya her gidişimde yeni bir şey keşfediyorum. Bursa tarihi çarşılar insanı yormuyor, aksine kendine bağlıyor. Siz de bir fırsatını bulup gidin derim. 5 gün az bile gelebilir.

Şimdilik benden bu kadar. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere. Yolunuz açık olsun!