Bursa’nın Osmanlı’dan Kalan 15 Eşsiz Eseri - rotabursa.net.tc

Bursa’nın Osmanlı’dan Kalan 15 Eşsiz Eseri

Bursa’da Osmanlı’nın izini aramak

Uzun zamandır geziyorum. Ama Bursa’ya her gelişimde içimi başka türlü bir heyecan kaplıyor. Bursa’nın Osmanlı’dan kalan 15 eşsiz eserini gezerken sanki zamanı geri sardığımı hissediyorum. Sokaklar, minareler, hanlar… hepsi ayrı bir hikâye anlatıyor. İlk defa geldiğimde Yeşil Türbe’nin önünde durup dakikalarca bakmıştım. O zamandan beri her seferinde yeni detaylar keşfediyorum.

Şehrin tam merkezinde bile Osmanlı’nın nefesini hissedersin. Kalabalığın arasında birden bir külliye çıkıverir karşına. İşte bu yüzden Bursa’yı seven herkesin mutlaka görmesi gereken yerleri derledim. Acele etmeden, tadını çıkara çıkara gezmeni öneririm.

Yeşil Türbe ve Yeşil Camii

Herhalde Bursa denince akla ilk gelen eserlerden biri. Yeşil Türbe’yi ilk gördüğümde rengi beni gerçekten büyülemişti. Çini işlemeleri o kadar zarif ki, saatlerce izlesen sıkılmazsın. Hemen yanında yer alan Yeşil Camii de aynı güzellikte. İçerideki ahşap işçiliği ve ışık oyunları insanı başka bir dünyaya taşıyor.

Özellikle sabah erken saatlerde gidersen kalabalıktan kurtulursun. Sessizliğinde bambaşka bir huzur var.

Ulucami – Bursa’nın kalbi

20 kubbesiyle dimdik duruyor Ulucami. İçeri girdiğinde birden ferahlıyor insan. O devasa mekânda serin bir hava eser sürekli. Halıların üzerinde namaz kılan yaşlı amcaları, etrafta koşturan çocukları izlemek bile keyifli. Bursa’nın Osmanlı’dan kalan 15 eşsiz eseri listesinin en başında gelir burası bence.

Orhan Gazi Camii ve İmaret

Şehrin ilk camisi sayılır. Oldukça sade ama o sadeliğin içinde müthiş bir güç var. Yanındaki imaret binası da hâlâ ayakta. Eskiden burada yemek dağıtıldığını düşününce insanın içi acıyor biraz. Tarihin kokusunu en yoğun aldığım yerlerden biri.

Muradiye Külliyesi

Burayı severim. Hem cami hem türbeler hem de eski bir hastane kompleksi. Bahçesindeki ağaçların gölgesinde oturup çay içmek gibisi yok. II. Murad’ın türbesi de burada. Oldukça mütevazı bir yapı. Karşısındaki Şehzade Alaeddin’in türbesi ise daha gösterişli.

İpek Han ve Koza Han

Alışveriş sevenler için birebir. Koza Han’ın avlusu özellikle yazın çok güzel. Dut ağaçlarının altında kahve içip ipek alışverişi yapabilirsin. İpek Han ise biraz daha sakin. Her ikisi de Osmanlı döneminde ipek ticaretinin merkeziymiş. Bugün hâlâ o canlılığı koruyorlar.

Tophane ve Osmanlı evleri

Tophane’de yürürken zamanın durduğunu hissedersin. Eski Bursa evleri restore edilmiş, bazıları da pansiyon olmuş. Daracık sokaklarda yürürken aniden karşıma çıkan bir evin cumbasına hayran kalıyorum. Fotoğraf çekmeden duramıyorum.

Karabaş-ı Veli Külliyesi

Biraz daha sakin, biraz daha az bilinen bir yer. Ama mimarisi çok etkileyici. Özellikle avlusu ve çeşmesi oldukça güzel. Kalabalıktan uzaklaşmak istediğinde burayı öneririm.

Emir Sultan Türbesi

Burası manevi açıdan çok güçlü bir nokta. Özellikle Cuma günleri ziyaretçi yoğunluğu artıyor. Türbenin etrafındaki güvercinler ve eski mezar taşları insanda garip bir huzur bırakıyor.

Çekirge’deki kaplıcalar ve hamamlar

Osmanlı’dan kalan termal yapılar gerçekten muhteşem. Eski Hamam ve Yeni Hamam’ı mutlaka deneyimle. Sıcak suyun içinde geçen o yarım saat, bütün yorgunluğunu alır götürür. Sonra da Çekirge’nin eski sokaklarında yürüyüş yap.

Gümüşlü Külliye ve diğerleri

Listeyi tamamlamak gerekirse; Gümüşlü Külliye, Yıldırım Bayezid Camii, Hüdavendigar Camii, İznik Kapısı civarındaki yapılar, Tahtakale Hamamı ve Eski Aynalı Çarşı da kesinlikle görülmeli. Her biri ayrı bir hikâye taşıyor.

Aslında Bursa’nın Osmanlı’dan kalan 15 eşsiz eserini tek bir yazıda anlatmak zor. Çünkü her köşede bir eser var. Bazıları restore edilmiş, bazıları ise hâlâ eski hâliyle ayakta. Ama hepsinin ortak özelliği insanı derinden etkilemesi.

Benim tavsiyem şu: Bir günü sadece Ulucami, Yeşil ve Muradiye’ye ayır. İkinci günü ise hanları, hamamları ve daha küçük külliyeleri gez. Yürüyerek gitmeye çalış. Çünkü Bursa’nın sokakları da en az eserleri kadar önemli.

Akşamüstü Tophane’de bir kahve iç, eski bir evin önünde durup fotoğraflarını çek. Sonra da bir yerlerde İskender kebapla taçlandır gezini. Unutma, Bursa sadece eserlerden ibaret değil. O eserlerin içinde yaşayan insanlarıyla da özel bir şehir.

Sen de gidersen, lütfen acele etme. Otur, izle, kokla, dinle. Çünkü bu eserler yüzyıllardır burada ve daha çok uzun yıllar burada olacak. Senin de onlardan alabileceğin küçük bir huzur parçası mutlaka var.